En çok, kendine yapacağın kötülüklerden kork. Hiç gitmedim ben.Ordayım,beni görmek,bana dokunmak,beni hatırlamak istediğin yerde...YÜREĞİNDE gülyüzlüm < medya reklam tanıtım tasarım kitap dergi>


ebruname

4/7/2009 - Panik Atak ve Baş Etme Yolları

Kategori: DUZ YAZI


Panik atak yaşamış kişilere “Nasıl bir şey bu yaşadığınız?” diye sorulduğunda, bu deneyimlerini oldukça korkutucu sıfatlarla anlatırlar. Herkesin zaman zaman yaşayabileceği, yavaş biçimde gelişen kaygı duygusunun tersine, panik atak birkaç dakika içinde, bedensel ve düşünsel belirtilerle bir arada kendini gösterir.

Bu yönüyle de, yaşayan kişiler için oldukça korkutucu bir deneyimdir. Bedensel belirtilerin başlıcaları, kalp atışlarında aşırı hızlanma, nefes almada güçlük, ellerde titreme ve uyuşma, terleme,  ağızda kuruluk, mide bulantısı, bağırsak faaliyetlerinde bir artış ve baş dönmesidir. Düşünsel belirtilerin en yaygınlıkla görülenleri ise, “Kalp krizi geçiriyorum!”, “Birazdan öleceğim”, “Birazdan aklımı kaçıracağım” şeklindedir.

Panik atak yaşayan kişilerin büyük bir çoğunluğu, ilk panik atak deneyimlerinde kalp krizi geçirdiklerini sanır ve soluğu bir hastanede alır. Yapılan tetkikler sonucu, eğer kalpleriyle ilgili bir sorun bulunmazsa, doktorun bunun psikolojik kökenli bir bozukluk olabileceğini belirtmesi ile doğu teşhis konabilir.


Panik atağa ne/neler yol açar?

Panik atağın temelinde genellikle bir stres faktörü vardır. Stres, evlilik, iş değişimi gibi yaşantınızdaki olumlu değişimlerden kaynaklanabildiği gibi, sevdiğiniz birini kaybetmeniz, işinize son verilmesi gibi yaşam deneyimlerine bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

Bunların yanı sıra, ani biçimde değil de bir süreç içinde büyüyüp, gelişen ve devam eden stres ve duygusal yüklenmeler de panik atak nedeni olabilir. Panik atak, taşıyamadığınız, size bir bakıma ağır gelen duygularınızın, bedeniniz aracılığıyla dışa vurumu olarak da nitelendirilebilir.


BAŞ ETME YOLLARI

Nefes ve rahatlama egzersizleri

Birçoğumuz gündelik yaşamımızda göğsümüzden nefes alıp veririz. Oysa ki, hem zihnimize hem de vücudumuza en yararlı olan nefes diyaframımızdan yani karın boşluğumuzdan aldığımız nefestir. En azından her gün zamanımızın bir bölümünü doğru nefes alıp vermeye ayırarak, kaygı ve stresimizi azaltabilir, konsantrasyonumuzu artırabilir, hafızamızı güçlendirebilir, daha rahat uyuyabiliriz.

Panik atak nöbetinde ya kesik kesik, ya da göğüsten, çok derin olmayan nefesler alınır. Böylelikle, vücuttaki oksijen ve karbondioksit miktarında dengesizlik meydana gelir ve bu durum da bulanık görme, ellerde, ayaklarda uyuşukluk gibi belirtilere neden olur. Gördüğünüz gibi, panik ataktan kaynaklandığını düşündüğünüz belirtiler aslında doğru nefes almamanızdan kaynaklanıyor olabilir! Panik atak esnasında doğru ve derin nefes alıp vermeniz ile beraber birçok belirtinin de önüne geçebilirsiniz.

Rahatlama egzersizlerinin, diyafram nefesi, meditatif nefes, aşamalı kas rahatlatma egzersizi, görselleme gibi çeşitli türleri hakkında bilgi edinerek ve uygulamaya başlayarak, bedensel ve düşünsel olarak rahat ve sakin bir konuma geçebilirsiniz. Bu şekilde, panik atak üzerindeki kontrol duygunuz oldukça güçlenir. 


Düşüncelerinizi kontrol etmeyi öğrenin

Panik atakla baş etmenin en önemli yollarından biri de panik atağa yönelik yapıcı, gerçekçi ve telkin edici düşünceler geliştirmektir. Panik atak nöbetinden korkmak sadece onu davet etmeye yarar! Bunun yerine, genel bakış açınızı “Panik atak yaşayabilirim ama korkmuyorum, çünkü nasıl kontrol edeceğimi biliyorum” şeklinde belirlerseniz, her şey daha kolaylaşır.

Şu an, yüksek bir olasılıkla “Kalbim hızla atıyorken, nefes alamazken, terlerken, bu yapıcı ve yardımcı düşünceleri nasıl zihnimden geçirebilirim?!” sorusunu soruyor olmalısınız. Bu noktada, şöyle bir zincirleme reaksiyonu hatırlatmak isterim: Vücudunuzdaki belirtilere odaklanmanız kaygı düzeyinizin artmasından başka bir işe yaramaz, kaygınız arttıkça da salgıladığınız stres hormonları ilk etaptaki belirtilerinizin daha kötüleşmesine neden olur.

Bu kısır döngüyü kırmak için, bedensel belirtileri algılama şeklinizi değiştirmeli, sizi daha çok paniğe sürükleyecek düşünceler yerine, “gerçekçi” ve pozitif düşünceler koymalısınız. Panik atak yaşayacağınızı hissettiğinizde,

• “Bu yaşadığım bir panik atak”,
• “Bunu daha önce de yaşadım ve baş ettim”,
• “Birazdan geçecek”,
• “Bu bir kalp krizi değil, bana daha kötü bir şey olmayacak”,
• “Şimdi rahatlamak için derin nefesler alacağım ve sakinleşeceğim”  gibi,
gerçekçi, yapıcı ve yararlı düşünceleri zihninizde tekrarlayarak, panik atağı kontrol etmekte ustalaşabilirsiniz. Önemli olan nokta, bu baş etme biçimini yaşadığınız her panik atakta sergileyerek pekiştirmenizdir. Bu şekilde, bir süre sonra panik atakla otomatik olarak sağlıklı ve etkili baş edebilirsiniz.


Panik atakla baş etme ipuçlarından bir başkası ise kendinize en yakın arkadaşınızmış gibi davranmanızdır. En iyi arkadaşınız panik atak yaşasa ona neler söylerdiniz? Tabii ki, onun korkularını, kaygılarını alevlendirmek yerine, onu rahatlatmaya çalışırdınız, öyle değil mi? Panik yaşamaya başladığınızda, kendi kendinize, yakın arkadaşınızla konuşuyormuş gibi sakinleştirici, teskin edici bir biçimde konuşmanız oldukça etkili olabilir.

Panik atağın yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin

Panik ataklar sırasında yaşanılan korku bazen yaşamın çeşitli boyutlarına yansıyabilir. Örneğin, bazı kişiler, dışarıya çıkmaktan, kalabalık, büyük yerlere, mesela alışveriş merkezlerine gitmekten kaçınır, kendisini evde güvende hisseder.

Bu duruma agorafobi denir. Panik atak geçirme korkusuyla bazı mekanlardan, bazı durumlardan kaçınmak faydalı bir yöntem değildir, zira bu şekilde, söz konusu durumların panik atağa yol açtığına ilişkin fikrinizi daha da güçlendirmiş olursunuz.

Unutmayın ki, engellediğiniz ve uzak durduğunuz her şey panik atakla bağınızı daha da sağlamlaştırır. Bu  nedenle, panik atağın yaşamınızda söz sahibi olup, sizi yönlendirmesine izin vermek yerine, normal yaşamınıza devam ederek, siz ona hükmedin!

Uzm. Psk. İlknur YILMAZ /

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/7/2009 - BİR UMUT

Kategori: resimli siirler


Yorgunsun,uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin neyin varsa birer birer.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut...
Onlar da neredeyse gitti gider.

Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların?
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi,
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık,bir sevinç,bir umut
Hikaye hepsi.

 CAHİT SITKI TARANCI
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/6/2009 - ACILAR DENİZİ

Kategori: resimli siirler


Ben acılar denizinde boğulmuşum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
Bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiler söndürmüş ışıklarını

 
Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana;herkes içime dökmüş artıklarını

Bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...

Ü.Y. Oğuzcan
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/6/2009 - Aşırı güven de gençleri suça itiyor

Kategori: DUZ YAZI





 

Son zamanlarda gençler tarafından işlenen cinayetler, intiharlar, yaşanan çeşitli olaylar 'Toplumsal bir kriz içinde miyiz?' sorusunu gündemde tutmaya devam ediyor. Bu olayların mutlaka birbirinden bağımsız ve ilişkili, bir kısmı bilinen bir kısmı ise henüz netlik kazanmamış birçok nedeni var.

 

Şurası açık ki gençlerin en çok ihtiyaç duydukları iyi bir milli ve manevi eğitim ve öğrenim yanında sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamında ölçülü bir şekilde sevgi ve ilgi görmek, yeteri kadar zaman verilmek, dinlenmek.

Genç, yaşı icabı hata yapma potansiyeline sahiptir. Sağlıklı bir iletişimle anne-baba onun ihtiyaçlarını karşılarken hangi alanlarda serbest bırakması, hangi alanlarda dikkat etmesi için uyarması ve sınır koyması gerektiğini daha iyi bilir.

İletişim eksikliği, anne-babanın gence bazı konularda aşırı baskı uygularken bazı konularda çok serbest bırakmasına da sebep oluyor.

Örnek olarak çocuğunun dışarıda fazla zaman geçirip yanlış arkadaşlar edinmesini önlemek için sınırsız internet kullanmasına göz yuman bazı anne-babalar, aynı zamanda onu bu konuda denetlemede hatalı davranabiliyor.

Ebeveynlerın hatalari NELER?

Anne-babaların çocuklarına aşırı güven duyarak yaptıkları hatalardan başlıcaları şunlar:

Odalarına bilgisayar ve televizyon koymak ve nasıl kullandıklarını kontrol etmemek.

Gencin sürekli odasında yalnız kalması konusunda anlayışlı olup ancak onunla birlikte zaman geçirme konusunda ihmalkâr davranmak.

Yakın arkadaşları konusunda çok güvenip yeni arkadaşları hakkında bilgi almamak.

Cep telefonu kullanımı konusunda kontör ve zaman ve görüşülen kişiler açısından sınırsız serbestlik tanımak.

Eve geliş-gidiş saatlerinde disipline uygun davranmalarına bakarak nereye gidip geldiklerini sormamak.

Halbuki, gençler ne aşırı serbest bırakılmak ne de aşırı baskı altına alınmak isterler.

Aşırı serbest bırakılan genç, hatalarının sonuçlarını değerlendirme fırsatı bulamaz, ya aşırı kaygılı ve suçluluk duygusuna sahip olur ya da sık sık yapılan hatalar, alışkanlığa dönüşür.

Anne-baba, gençle aile içi sorumluluklar ve aile üyeleri arasındaki iletişim gibi konularda uyum içinde olmalı, kurallar zaman zaman anlaşılırlığı, kabul edilebilirliği, geçerliliği vb. açısından gözden geçirilmelidir.

Kontrol ederken ise genç bunu fazla hissetmemelidir. Bir hata fark edildiğinde bunu gence doğrudan söylemeyip gereken tedbiri almak ve gerekli durumlarda kendisinin konuyu açmasını beklemek daha uygundur. Okula devamsızlık, başarısızlığı gizlemek gibi mutlaka konuşularak çözüm bulunması gereken konularda ise sakin bir üslup ve kelimeleri güzel seçmek her zaman çözümü kolaylaştırır.



Davraniş bozukluğu neden ortaya çikar?

İstenmeyen durumların yaşanmaması için suça yatkın çocuk ve gençlerle daha yakından ilgilenilmelidir. Anne-baba, gençle yeteri kadar ilgilenemiyorsa çevresinden yardım istemelidir. Psikolojik tedavi gören gençler mutlaka okul ve aile tarafından yakından izlenerek tedavi süreçlerinde yalnız bırakılmamalıdır. Çok düzgün davranışları olan gençler bile bazı sebeplerle daha sık hata işlemeye başlarlar. Gençlerin davranışlarında ve kişiliklerinde umulmadık değişikliklere yol açan birçok neden vardır. Bunlardan en sık rastlanılanları şunlardır:

Yeni bir çevreye girmek ve sahip olunan davranış ve tutumların bu çevrede yadırganması.

Karşı cinsten uygun olmayan davranışları olan bilhassa yaşça büyük bir kişinin etkisinde kalmak.

Arkadaş etkisiyle zararlı alışkanlıklar.

Geçirilen ruhsal ve bedensel hastalıklar.

Çeşitli nedenlere bağlı ders başarısında düşüş.

Babanın anneyi aldatması.

Ekonomik sıkıntılar.

Anne-baba arasında şiddetli geçimsizlik.

Yakın aile üyelerinden birinin yüz kızartıcı suç işlemesi.

Cinsel, fiziksel, ruhsal istismara uğrama, yetişkinler ve arkadaşlar tarafından etiketlenip aşağılanma, yanlış anlaşılma.

Anne ve babanın veya her ikisinin ciddi ruhsal ve bedensel sağlık problemlerinin olması.

Anne ve babanın çocuğuna diğer sorumlulukları sebebiyle yeteri kadar zaman ayırmaması.

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/6/2009 - Hakan Şükür röportaj...

Kategori: ünlüler

Hakan Şükür: Çocuklarımın 'sen iyi bir babasın' demesi en güzel hediye

 

 

 

 

Baskılardan bunaldığımda çocuklarımı sığınak gibi gördüm

Golcü Hakan Şükür'ü herkes çok iyi tanıyor ama baba Hakan Şükür nasıl biri?

Ben babam gibi değilim açıkçası. Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla biraz daha disiplinli ve sertti. Ben de disiplinliyim ama çocukların şımarmasını severim. O duyguyu yaşamaları gerektiğini düşünürüm. Bazen onlarla çocuk oluyorum. Aslında babamın bizi ne kadar iyi yetiştirdiğini şimdi anlıyorum. Başarılı bir insanım. İleride bulundukları mevkide başarılı olmak için neler yapmaları gerektiğini anlatabilecek bir babayım.

Nasıl oyunlar oynarsınız?

Büyük kızımın oyun anlayışı farklıdır. Biraz daha hareketlidir. İçinde sporun olduğu, daha sert oyunları sever. Belki de benden kaynaklanıyor. Zeynep ve Buse futbol sahalarında büyüdü zaten. Ama Buse sakindir. Masa başında hamurlarla oynar, evciliği de çok sever.

Evcilikte size hangi rolü veriyorlar?

Yine baba oluyorum tabii ki... Zaman zaman Buse'nin çocuğu oluyorum. Annesinden gördüğü modeli bana uyguluyor. Yemeğini yiyeceksin, yemezsen yerinden kalkmayacaksın diye uyarılar alıyorum...

Evcimen bir baba mısınız?

Evet, evde vakit geçirmeyi ailecek çok seviyoruz ama çocuklarımın biraz da dışarıda olmalarını istiyorum. Eşim zaman zaman 'hep çocuklarla mı ilgileneceksin, bana da vakit ayır' diye sitem eder.

Çocuklarınız hayatınızı ve futbol kariyerinizi nasıl etkiledi?

Çok olumlu etkiledi. Hassas bir insanım. Duygusal yönüm biraz farklıdır. Evliliğimizin ilk dönemlerinden itibaren hep çocuğum olsun istedim.

Neden?

Futbolda genelde çok ağır durumlara maruz kalan bir oyuncu olduğum için çocuk bana birçok şeyi unutturur diye düşündüm. Hakikaten de öyle oldu. Bilhassa medya üstüme gelmeye başlayınca çocuklarıma bir sığınak gibi baktım. O dünyanın olumsuz etkilerini dağıtan birer tat olarak gördüm. Çocuk istememin başka bir nedeni de onların doğallığı ve saflığıydı.

Bazı insanlar baba olduktan sonra sakinleştiğini söyler. Sizin de karakterinizi etkiledi mi?

Doğrudur. Ben de aynı düşünüyorum. Bir frenleme sistemi gibi bir şey çocuk. Günümüzde evinize sabahleyin çıktığınız gibi dönemeyebiliyorsunuz. Ama çocukların varlığı sizi tutuyor. O masum ve korumasız insanlar, fren sisteminizi geliştirerek hareket etmenizi sağlıyor. Birçok şeyi unutturuyorlar.

Daha mı tahammüllü oldunuz?

Ben zaten sabırlı biriyim. Karşımdaki kişiyle empati yapmasını bilirim. Bana da böyle bakılmasını isterim. İçimde bulunduğum ortamı dışarıdaki bir insanın kestirmesi zor. Herkes kendine göre değerlendiriyor bizi. Çocukların olması bu anlamda iyi.

Geniş aile olmak ünlüler arasında çok moda. Siz bu fikri seviyor musunuz?

Ebeveynlerin bir arada olduğu bir yaşam bana çok uygun. Ama günümüze uyarladığımızda zor olabilir. Ben de aile babasıyım, kendime ait değerlerim ve yaşam biçimim var. Ama belki ben, belki ailem böyle bir ortamda yaşayamayabilir. O zaman da huzursuzluklar çıkar. Eskiden babamlar, ablaları, kardeşleri hep bir arada yaşamayı becermiş. Sonra ayrılıp kendi yuvalarını kurmuşlar. Ama günümüzün şartları daha farklı.

'Ben ölürsem onlara ne olacak?' kaygısı taşır mısınız?

Hayatın gerçeklerini unutmamak lazım ama öyle bir kaygı taşımıyorum. Bazen uçak yolcuğu yaparken bu fikir aklıma gelir. Çünkü ailecek uçak korkumuz var. Ben yendim, eşimde hâlâ devam ediyor. Çok iyi bir aileye sahibim, kardeşlerim yokluğumu hissettirmez sanırım.

Kız babası olmak daha zordur derler. Siz de zorlanıyor musunuz?

Hiç zorlanmıyorum. Genç kız olduklarında kimlerle karşılaşacaklar diye endişelenmiyorum. Eşim de genç kız olmuş. Doğru insanı bulduğuna inanıyorum. Tabii bunu onun söylemlerine dayanarak söylüyorum. İnşallah kızlarım da doğru eşleri bulur. Eğer samimi olursanız, aile değerlerine, inançlarımıza bağlı yaşarsanız –ki çocuklarımın öyle yaşamasını ümit ediyorum- bir sıkıntı çıkmaz.

 

Hakan Şükür, çocukları Zeynep (soldaki), Buse ve Ömer'le birlikte.

Modern dünya, ebeveynleri zorluyor, siz çocuklarınıza çok mu güveniyorsunuz?

Dünyanın birçok ülkesinde bulundum. Özellikle Avrupalıların aile yapısının nasıl olması gerektiği konusunda ortaya attığı fikirler, hem benim hem de benim gibi yaşayan insanların aile kavramına benziyor. Güçlü aile bağlarına karşı özlem duyuyorlar, mutlaka bunu gidereceklerdir ya da biz onlara yardımcı olacağız. Modern dünya, geleneklerine bağlı bir yapıya doğru gidiyor.

Nasıl yaşıyorsunuz?

Değer yargılarının güçlü olduğu bir yaşamdan bahsediyorum. Bunu herhangi bir inanca bağlayamazsınız. Dürüstlük, temizlik, iffet, erdem, güçlü bir aile içi iletişim ve dayanışmanın olduğu bir yaşam. İnsanlar dini kötü algıladığı için bakış açıları direkt önyargılı.

Sizi rahatsız eden nasıl bir bakış açısı?

Dini ya da inançlı insanı suçluyorlar, ama onun kendi içinde nasıl yaşadığını bilmiyorlar ya da işine gelmediği için bilmek istemiyorlar. İnanca bağlılığın ne anlama geldiğini araştırmak medya kültürümüzde eksik kalmıştır. Kendi adıma rahat bir hayat yaşadığımı düşünüyorum. Çok yıpratılmasına rağmen yine değerlerime bağlıyım. Çocuklarım da inşallah bunları görür.

Babalar Günü sizin evde nasıl yaşanıyor?

Bizim hanım birkaç gün önce kendi babalarımız için hediye alır. Sonra beni düşünürler. Ama bu hediye meselelerinin ucu hep bana dayanıyor. Parayı benden alıyorlar. Birikmiş paraları var ama anneleri kumbaralarına el koydu. Tasarruflu olmayı öğrenmeye çalışıyorlar. Zeynep bilhassa yardım etmeyi çok seviyor. Özel bir günüm yoktur benim aslında. Beğendiğim bir şeyi hemen alıp çocuklarıma ve eşime sürpriz yaparım. Evlilik yıldönümü ayrı tabii. Hatırlanmak güzel bir şey.

Size ne hediye alırlar?

Buse yaşlanınca havuzlu bir ev yapacakmış bize. Hayali bu. Boğuluruz kızım biz o havuzda, yüzemeyiz diyorum. 'Olsun baba, ablam da mimar olacak. Beraber inşa edeceğiz.' diyor. Zeynep hep yanımızda kalmak istiyor, 'Ben evlenmeyeceğim. Sizden ayrılmak istemiyorum.' diyor. Onların varlığı yetiyor bize.

Dünyanın en keyifli çifti baba-oğul mu, baba-kız mı?

Baba-kız. Hassas bir denge herhalde. Kızlar büyüdükten sonra ailesine daha düşkün oluyor. Ablam da, annem de öyleydi. Eşim de babasına çok düşkün. Onu daha çok düşünür. Bunu çok fazla belli etmiyor, ama ben hissediyorum. Kızlar babayı idolü gibi görüyorlar.

Çocuklarınızın sizden ne öğrenmesini istersiniz?

Bu soruya Zeynep cevap versin: "Babam gibi, insanlarla iyi geçinmeyi isterim."

Herkesle çok mu iyi geçiniyorsunuz?

Geçinmeye çalışıyorum. Karşınızdaki kişinin size hangi hislerle baktığını bilemezsiniz ki! Siz ne kadar verici olsanız da, alan kişinin de önemli olduğuna dair bir gerçek var.

Beraber maç izler misiniz?

Eşim ve çocuklarım televizyonda maç seyretmeyi sevmiyor. Beyda sadece benim maçlarımı izliyordu. Çocuklar da ilk yarıda hep uyuyakalıyordu. Sabahleyin, 'Maç kaç kaç bitti kızım?' diye onlara bir yoklama çekiyordum. Esprili bir şekilde tabii. Evde iki televizyon var. Kendi başıma maç izlediğim oluyor.

Çocuklarınızla dertleşir misiniz?

Çok. Yaşadıklarımı yalın bir dille anlatırım. Sıkıntıları fazla büyütmemeyi öğretmeye gayret ediyoruz. Sabaha kadar konuştuğumuz anlar olur. Bebekliklerini anlatırım. Çok keyifleniyorlar. Ağızları açık dinliyorlar.

Futbol, şan-şöhret eğlenceli olduğu kadar yorucu ve yıpratıcı bir dünya. Çocuklarınızı, eşinizi bu dünyadan uzak tutmak, korumak hissine kapılıyor musunuz?

İlk baştan hayatımızı o noktaya getirmemeye çalışıyoruz. Bir yere kadar başımızı öne eğmeye çalışıyoruz. Ama bu üstesinden kolay gelinecek bir durum değil. Allah'ın bize verdiği bir yetenek, unvan var. Bunu bir şekilde yaşayacağız.

Medyaya karşı da mesafelisiniz değil mi?

Yo hayır, herkesle görüşüyorum ama belli bir sınırı koruyarak. Ama bazen gazetecilere tavırlı olabiliyorum. Hakan Şükür ismi bir marka olduğu için, adımın geçtiği her yerde onlar adına bir menfaat var. Sabah açıp gazeteye bakıyorsun, 'Hakan Şükür belediye başkan adayı' diye bir haber. Öyle bir şey yok halbuki. Aynı gazetenin köşe yazarları bu haberler üzerine köşelerinde beni eleştiriyor. Gazeteciler ya da köşe yazarları ideolojilerini, kavgalarını senin üzerinden verdikleri için bu da ailemi, çocuğumu etkiliyor haliyle. s.ozarslan@zaman.com.tr

***

Açıkçası Lincoln'e kurban gittim

Hayır diyemeyen bir baba mısınız?

Evet öyleyim. Birçok şeye hayır diyemiyorum. Demek icap eden yerlerde duygusal yanım ağır basıyor.

İki yıl önce Zeynep kampa geldiği için kadro dışı bırakılmıştınız. Kendisi de çok üzülmüştü. O dönemi birlikte nasıl atlattınız?

Atlatacak bir durum yoktu. Hatalı olmadığım için zorluk yaşamadım. Çok komik bir olaydı yaşanan. Lincoln'ün davranışına kurban gittim açıkçası. Dört arkadaşı ile gece yarılarına kadar odada oturmuş, oyun oynamışlar, oysa ki ertesi gün maç var. Ben ise tam tersi kızım yanımda olduğu için ilk kez erken uyumuşum. Olaya böyle bakılabilse çok masumane bir durum aslında.

Karar açıklanınca ne hissetmiştiniz?

Hoca bize kadro dışı kaldığımızı açıkladı, odamıza gittiğimizde haber çoktan medyaya ulaşmıştı, televizyon alt yazı geçiyordu. Türkiye'de bunlar kaldırılması çok ağır yükler. Ben takımı aile gibi görürüm. Konuşulanlar orada kalır. Dışarıya yansımaması lazım. Takım kaptanı olduğum için her zaman toplantılarda bu kuralı hatırlatırım.

Basına yansıması kötü bir şey mi?

Kötü bir şey değil ama haber vermeselerdi sonuç daha farklı olabilirdi. Olay medyaya yansıyınca işi düzeltmeye çalışan insanlar da çaresiz kaldı. Yansımasaydı içeride halledilebilirdi.

Neden haber veriyorlar?

Çünkü onlar da gazetelerde kendileriyle ilgili güzel haberler çıkmasını istiyor. Bunun da yolunun gazeteciyle samimiyet kurmaktan geçtiğini düşünüyorlar. Çok cahilce bir yaklaşım. Ben hiçbir zaman öyle olmadım.

Kızınız neler yaşadı?

Okulda arkadaşları, 'Baban senin yüzünden kadro dışı bırakıldı.' denmiş. Üzülmüştü.

'Keşke kızıma hayır gelme deseydim.' diye düşünüp pişmanlık duydunuz mu?

Yok bu cümle için çok erken. Allah inşallah bunu söyletmez bize. Doğru kararlar verdik. Vicdan azabı duyduğumu hatırlamıyorum.

***

Sahalardayken kaptandım, evde askerlik yapıyorum

Sizin evin kaptanı kim?

Öyle kaptanlık pek yok, bazen asker oluyorsunuz. Mutfakta etkili ve yetkili olan kişi eşim. Onun askeri oluyorum. Beni yönlendiriyor. Yardımlaşma duygumuz biraz gelişmiş.

Aşçının yanında genelde bir yamağı olur, siz de yamak konumunda mısınız?

Sık sık olmasa da bazen olabiliyor. Çocuklar benim elimden yemek yemeyi sever. Biraz da annelerini kızdırırlar ki, daha lezzetli yemek yapsın, daha özen göstersin diye. Ailecek yemek yemek adetimizdir. Yemekten önce ve sonra sofra duasını sırayla çocuklarım yapar. Hepsinin farklı duası var. Yola çıkarken de onlar dua eder. Çünkü biz onların dualarına sığınıyoruz, daha günahsızlar.

Erkek çocuk takıntınız var mıydı?

Zeynep doğduktan sonra ikincisi erkek olsun diye takıntım oldu. Bir de futbolcu olduğumuz için arkadaşlarım oğullarını sahaya getirip karşılıklı top oynarlardı. Ben de böyle bir beklenti içerisindeydim.

Dördüncü çocuk düşünüyor musunuz?

Yok şu anda düşünmüyoruz. Aslında birçok insan çocuk yapmak istemez. 'Gencim, yeni evlendim, hayatımı yaşayayım.' diye düşünür. Biz hiçbir zaman öyle bir çift olmadık. Çocuklarla hayat daha anlamlı.

Sizden neler görüyorsunuz onlarda?

Buse'nin tipi hareketleri bana benzer. Ömer yetenekli bir çocuk. Futbola düşkün, bu yönde hiç çabamız olmamasına rağmen. Zeynep sportif bir kız. Basketbol, voleybol oynuyor, yüzüyor. İyi bir atlet.

Sizi nasıl hatırlamalarını istersiniz?

Her şeyden önce inançlı ve düzgün bir insan olarak hatırlamalarını isterim. İyi ve başarılı bir baba olarak da... 'Bize çok iyi babalık yaptı' demeleri en güzel hediye.

Sıradan bir baba olmak ister miydiniz?

Aslında sıradan bir baba olduğuma inanıyorum. Hakan Şükür olmasaydım nasıl bir tavır takınırdım bilmiyorum ama çevremde böyle babalar var. Sanırım ben de aynı olurdum. Karakterimde herhangi bir değişiklik olmazdı. Onlara daha çok vakit ayıracağım bir gerçek elbette. Bir de çocuklarımı bu kadar şımartmazdım belki.

***

 

Beyda Şükür: Göz önünde bir kadın olmak istemiyorum

Sizi Hakan Bey'in yanında neden göremiyoruz?

Doğru, zar zor çıkıyorum.

Hakan Bey mi istemiyor?

Asla bana öyle bir şey söylemez. Tam tersi hep kızıyor. Bir ara televoleler vardı ya, onlar yüzünden sanırım, özel hayatımız saklı olsun istiyorum. Göz önünde bir kadın olmak bana göre değil. Çünkü mesleği futbol, benimle alakalı bir durum yok. Ortaklaşa bir iş yapmıyoruz. Bir-iki kere Hakan rica ettiği için çıktım.

Sizce Hakan Bey nasıl bir baba?

Hakan babalığı biraz abartmış durumda. Bir-iki saat birlikte dışarıya çıkarız. O zaman bile suçluluk hisseder. 'Çocuklar yalnız kaldı' diye üzülür. Halbuki yanlarından yeni ayrılmışızdır.

Çocuklarınızı büyütürken ne gibi zorluklar yaşadınız?

Çocuklarımız çok şımarık olmasın, babalarının isimlerine sığınıp rahat hareket etmesinler diye hep bir baskı vardı üzerimde. Babaların durumundan faydalanmasın diye çok ezdim onları. Biraz fazla üzerlerine gitmişim. Öğretmenleri beni uyardı.

Nasıl davrandınız mesela?

Okulda arkadaşları arasında bir tartışma çıktıysa daha sessiz kalmasını söyledim. Sivrilmesin, dikkat çekmesin diye. O zaman içine kapandı Zeynep. Hakkını arayamadı. Öğretmenleri biraz sahip çıkınca, "Hakan Şükür'ün çocukları' denildi. Bize kızan, şikâyet eden velilerle dost olduk sonra. Şimdi her girdikleri ortamda 'Önyargılı olmak çok yanlışmış' diyorlar. Helallik isteyen çok oldu. Bir yere gittiklerinde çocuklarını bize emanet ediyorlar.

***

Babamın verdiği harçlıkları Safahat'ın içinde saklardım

"Çocukken Adapazarı'ndaki evimizin salonunda yatardım. Annem kanepeyi açar, bana orada yatak yapardı. Salonda üzerinde dantel örtüsü olan bir yemek masamız vardı. Babam sabah işe giderken sessizce o örtünün altına bana harçlık bırakırdı. Fark ederdim bu jestini ama ona belli etmezdim. Parayı alıp hemen bankaya giderdim. Yenisiyle değiştirirdim. Gıcır gıcır eskimemiş olsun diye. Sonra tekrar eve gelip Mehmet Akif Ersoy'un Safahat kitabının sayfalarına dümdüz yerleştirirdim. Harçlığımı Safahat'ın içine saklardım. Babamın durumu o kadar iyi olmadığı için harcamaya kıyamazdım. Nedense unutmuşum bu alışkanlığımı. Geçenlerde aklıma geldi. Evimizde ahşap bir kütüphanemiz var, Adapazarı'na gidince kitabı alıp içine baktım. Aynen bıraktığım gibi yerinde duruyordu paralar. İstanbul'a getirdim."

ZAMAN

SEVİNÇ ÖZARSLAN

 

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
karikatür vakfı
moma the museum of modern
museo del prado
national gallery london
polo museale fiorentio
the metropolitan museu
musee d'orsay
cem duruöz GİTAR
animasyon
national gallery
fotograf
ünlü ressamlar
ebru çeşitleri
istanbul gravürleri
sanat alemi
reklam atölyesi
karakalem 3
karakalem 2
karakalem 1
türk ve dünya tarihi
galeri istanbul
turk fotograf sanatı
travel photographers
anadolu gezgini
fotoğraf vakfı
istanbul fotoğraf merkezi
atlas
fotograf 1
fotoğraf 2
fotoğraf 3
sanat ve tasarım fakültesi
dexigner
çok güzel GÖKYÜZÜ
yağlı boya tablo1 WEB
yağlı boya tablo 2 WEB
PROF. AHMET ATAN resim
Dini İçerikli Linkler
ormanda yaşam video
ılgarin video
uzungöl video
cide-köcek video
yöresel oyun video
sümela manastırı video
çanakkale belgeseli 1
çanakkale belgeseli 2
sarıkamış belgeseli
photoshop MAGAZİN
GOOGLE EART
FİLM DOWNLOAD
kamera arkası

Kategoriler

  • deneme
  • DUZ YAZI
  • ebru
  • en guzel isimler
  • fotograf
  • hayata dair yansimalar
  • hobi
  • insan hikayeleri
  • istanbul
  • photoshop
  • resimli siirler
  • sadece sevgi
  • sarkisozleri
  • tarih
  • tasarim
  • video
  • ünlüler


  • Sitenizesayac.com